Gelişim, Yaşam Döngüsü Devam Eden Herkes ve Her Şey İçin Şart!

Her zaman söylediğim hatta kendime yaşam düsturu edindiğim bir düşünce var: “İnsan, ‘geldiği’ gibi gitmemelidir bu dünyadan!” Bu, gelişimin önemini gösteren en net cümle bence…

Tek üniversite ile yetinmedim. Üniversite eğitimlerim bittikten sonra da kişisel gelişimlerime hep devam ettim ve ediyorum da.

Kişisel gelişim için gerekli olan her olan her şeyi, zamanım ve param elverdiği ölçüde yapmaya gayret ediyorum. Merak, öğrenme, gelişme ve paylaşma dürtüsü yaşamımda çok baskın… Bunlar da gelişimin olmazsa olmazları…

Gelişmek için okuyorum, seyahat ediyorum, bireysel ve mesleki gelişim için eğitimlere devam ediyorum.

Daha fazla öğrenmek, görmek ve deneyimlemek için yurt içi ve yurt dışı seyahatlere çıkıyorum.

Tüm bu eğitimlerden, seyahatlerden gördüğüm ve deneyimlediğim şeyleri, yazdığım kitaplar ve verdiğim seminerler ile diğer insanlar ile de paylaşıyorum.

Kişisel gelişim sadece bireysel bir alan değildir. Kurum çalışanlarının etkili, doğru iletişimi ve kişisel gelişimi, bireysel başarıyı artırdığı kadar kurumsal başarıyı da artırır.
Bireylerin çalışma ve yaşam alanı olan kurumlar da, aynı şekilde var oldukları sürece gelişmeye devam etmelidir. Gelişimini sürdüremeyen şirketler ve markalar, aynı insanlar gibi geriler ve hatta gerilemeye devam ettiği sürece ömrünü tamamlar.

Kurumları oluşturan ve yaşatan en önemli şey tabii ki kurum çalışanlarıdır. Kurum çalışanlarının gelişimi, uzun vadede kurumu da geliştirecek ve dönüştürecektir. Bu yüzden kendi kurumsal gelişimi için firmaların, çalışanlarının eğitimlerine ve kişisel gelişimlerine önem vermesi ve bunu desteklemesi, kendi varlığı açısından da gereklidir.
İletişim kurduğum ve bağlantıda olduğum herkesi kitap okuması, seyahat etmesi, mesleki ve kişisel eğitimlere devam etmesi için yüreklendirmeye çalışıyorum. Çünkü bireyler gelişince, bireylerden meydana gelen toplumlar da aynı şekilde gelişir.

Çalışan sayısı ister 5, ister 10, isterse 100 kişi olsun her firmanın, çalışanları için yılda en az iki kez kişisel gelişim eğitimleri ya da seminerleri düzenlemesi ve bireysel gelişime yönelik kitaplar hediye etmesinin önemli ve etkili olduğunu düşünüyorum. Çalışanlarına bu imkanı veren yöneticileri ve firmaları da canı gönülden kutluyorum, onları tebrik ediyorum ve başarılarının devamını diliyorum.

Tantur Tur Müdürü Barış Bey ekibinin gelişimi, yaşamsal ve mesleki motivasyonu için ekibine kitap hediyesi verdi. Tantur çalışanlarına imzalı, ‘Yaşamı Kullanma Kılavuzu’ kitapları ulaştı.

Siz de kurum çalışanlarınızın ve ekibinizin kişisel gelişimine katkıda bulunmak ve onların içsel motivasyonu artırarak, şirketinizin ya da departmanınızın verimliliğini, performansını artırmak ister misiniz?

“Evet” diyorsanız, figen.karaaslan@yahoo.com mail adresine bir mail atmanız yeterli…

Figen Karaaslan

Yazar-Gezgin-Motivasyon Konuşmacısı ve Eğitmen


Bakıyoruz Ama Gerçekten Görebiliyor muyuz?

Önümüzdeki günlerde 11 Ekim Dünya Görme Gününü kutlayacağız. Görmekten bahsediyoruz, sağlıklı görme ve net görüş üzerine Optik Gazete’de yazılar yazıyoruz, yayınlıyoruz ama görmenin başka bir boyutu daha var. Bu yazımda, bundan bahsetmek istiyorum. Bakıyoruz ama gerçekten görüyor muyuz?

Bakmak ve görmek farklı kavramlar aslında… Her bakış, görme ile sonuçlanmıyor. Bakmak bazen ‘bilinçsiz bir eylem’ iken görmek, bakmak eylemine bir ‘bilinç’ katıyor. Çünkü görmenin gerçekleşmesi için gözün dışında, işin içine beynin de girmesi gerekiyor.
Göz ve beyin arasında sağlanan koordinasyon neticesinde renk ve cisimler algılanıyor. Objeler beyin tarafından yorumlanarak, göz önüne düşüyor ve görme eylemi gerçekleşiyor. Bu, görmenin fizyolojik kısmını oluşturuyor.

Görmenin fiziksel boyutu dışında başka bir boyutu daha var; farkındalık boyutu. İnsan bir durumu, olayı olduğu gibi yalın bir şekilde görebildiği zaman farkındalık kazanmış olur. Bu açıdan bakıldığı zaman bir şeyi ‘göremeyen’ insan o durumun ya da olayın farkında da değildir. Bu yüzden insan yaşamı için ‘görebilmek’ çok önemlidir.
Türkçe ’de görmek, aynı zamanda ‘görüp geçirmek’ anlamında da kullanılır. Dilimizde, ‘bakış açısı’ ve ‘görüş’ gibi tabirler vardır. Bakış açısı: Baktıklarını, gördüklerini yorumlamak şimdiye kadar hayatta ‘görülen’, yaşanılan şeylerin sonucundaki kanılar, düşünceler ve fikirlerden oluşur.

Leonardo Da Vinci’ye Göre İnsanlar 3’e Ayrılır

1) Görenler
2) Gösterince Görenler
3) Ve Asla Göremeyenler

Hayatı ve olayları algılarken; bir gerçekte olanlar vardır. Olanı görme niyetiyle bakıldığı zaman olan, olduğu gibi görülür. Bir de bazen insanın işine gelmediği, gerçeklere hazır olmadığı için kafasını kuma gömdüğü ve her şey ortada olmasına rağmen ısrarla ‘göremediği’ şeyler vardır. Ve bu durum, ne gözlükle ne de kontak lensle düzeltilebilir! Böyle durumlarda net görüş sağlanması için gerçekler işimize gelsin ya da gelmesin, bazı şeyler çıkarımıza ters düşse bile olanın farkında olup, olayları olduğu gibi kabul etmek gerekir. Bazen ego, bazen maddi manevi tutunmalar (çıkarlar), korkular ve beklentiler gözümüze bir perde indirir, hayatı ve olayları net görmemizi engeller.
Olayları görebilmek ve kavrayabilmek için sadece gözlerle bakmak yetmeyebilir. Bu yüzden göz ile birlikte egodan, dirençlerden ve tutunmalardan arınarak ‘öz’ ile bakmayı da bilmek gerekir.

“Bakmak ve görmek aynı şey değildir. Bakmak için göze, görmek için kalbe ihtiyaç duyar insan. Ve körlerin en fenası, görmek istemeyendir.”
Cem Keçe

Bireysel ve grup olarak bu farkındalıkla hareket ettiğimizde kişisel yaşamımızda, ülke sorunlarında da “bana dokunamayan yılan bin yaşasın” düşüncesinde olmayıp, sadece kendi çıkarımızı düşünmeyip, kendimizle birlikte bütünün hayrı gözetildiğinde net görüş ve farkındalık hayatımızın bütününe yansıyacaktır.

Hayatımıza giren kişilere ve olaylara, sadece gözlerimizle değil de ‘gönül gözümüzle’ de bakabildiğimizde; gözle görülenden daha fazlasını ‘görebilir’ yani gerçeği idrak edebiliriz. Bu da farkındalığımızın artmasına ve hayatımızda, daha güzel kapıların açılmasına vesile olur.

Figen Karaaslan
Optik gazete


Figen Karaaslan Söyleşi ve İmza Günü

Yazar ve Gezgin Figen Karaaslan’ın Yaşam Yolu’nda yolculuk ederken yaşadıkları, deneyimledikleri, gördükleri ve okuduklarıyla ortaya çıkan Yaşamı Kullanma Kılavuzu kitabı, yaşamı mutlu, bilgece ve ustaca bir farkındalıkla yaşamanın püf noktalarını içeriyor.

“Çok okuyan mı bilir yoksa çok gezen mi” sorusunun cevabına, hem çok okuyarak hem de çok gezerek son noktayı koymuş olan gezgin yazar, Yaşam yolundaki yolculuk deneyimlerini kitabında, okuyucuyla samimi bir şekilde paylaşıyor.

Daha iyi ve mutlu bir yaşama dair kılavuzluk eden kitap; yaşama motive etmesi ve kişiye farkındalık kazandırması yönüyle, okuyucuları tarafından bir başucu kitabı ve doğal antidepresan olarak nitelendiriliyor.

21 Ekim Cumartesi günü saat 15.00’te Kadııköy Derviş Baba’da, Yaşam Yolunda Yolculuk Söyleşisi 1’de ve Yaşamı Kullanma Kılavuzu kitabı imza gününde buluşalım.

Facebook Etkinlik Sayfası

https://www.facebook.com/yasamikullanmakilavuzu/


Burcunuza Göre Tavsiyeler

Bu yazıda, burcunuza göre tavsiyeler bulacaksınız. Burcunuzun zayıf ve güçlü yanlarını görerek, pozitif yanlarınızı güçlendirme, zayıf yanlarınızı güçlendirme imkanı bulabileceksiniz.

KOÇ

Maceracı ve girişimci ruhunuzu açığa çıkaracak yeniliklerde bulunun. Geçerliliğini çoktan yitirmiş kurallarla kendinizi hapsetmeyin Yeni ve keşfedilmemiş alanlarda söz sahibi olmaya çalışın. Başkalarının izini takip etmeyin. Hedef belirlerken büyük düşünmeye çalışın. Asla küçük tepelerin kaşifi değil, zirvelerin sahibi olun. Bağımsızlığınızdan asla ödün vermeyin.
Sizi zincirlemelerine müsaade etmeyin. Cesaretli olun, ideallerinizi gerçekleştirmekten asla yorulmayın. İlgi duyduğunuz bir alanda muhakkak söz sahibi olmaya çalışın. Öfkenize yenik düşmeyin. Diplomatik davranın. İstekleriniz için mücadeleci olun. Çabuk pes etmeyin. En büyük savunmanın, en güçlü saldırıyla mümkün olduğunu unutmayın. Akılcı davranın. Gücünüzü nerde kullanmanız gerektiğini bilin. Yeteneklerinizden şüphe etmeyin. Bilakis ortaya koymak için azimli olun. Amaçlarınız için tarih belirleyin. Şu tarihe kadar bunu başaracağım diye kendinize söz verin. Önsezilerinize ve içgüdülerinize güvenin.
Asla, sıradan olanı istemeyin. Her şeyin en kaliteli olanını kendinize layık görün.

BOĞA

Kendi değerinizin mutlaka farkında olun. Hayatın eğlenceli yanlarından istifade edin. Affedici ve kararlı olun. Doğanın kendi içindeki dengesine inanın. Geçmiş kararlarınızı sorgulamayın. İnatçı davranmayın. Hayatı sürekli planlamaya çalışmayın. Değişime karşı çıkmayın. Yenilikçi düşünün. Girişimci olmaktan kesinlikle vazgeçmeyin. Cazibenizi, karizmanızı nerede kullanmanız gerektiğini iyi tespit edin. En ufak bir detayı gözden kaçırmayın. Gözlemci olun. Karmaşık meseleleri, tutarlılık gücünüzle çözmeye çalışın. Esnek düşünmeyi bilin veya böyle düşünen kişilerle beraber olun. Rahat davranın. Pratik olun ve başka fikirlere kulak verin. Yenilikleri sıkı takip edin. Teknolojinin tüm nimetlerinden yararlanın. Bir şey canınızı sıkıyorsa, bunu dile getirmekten kaçınmayın. Yardım istemekten çekinmeyin. İstiyorum benim olmalı demeyi unutmayın. Mücadeleci ve hırslı olun.
Her şeyi alıştığınız şekilde yapmak yerine, farklı yollar deneyerek gerçekleştirin. Enerjinizi düşürebilecek, sizi ağırlaştıracak her şeyden uzak durmaya çalışın.

İKİZLER

Meraklılık duygunuzu mutlaka ön planda tutun. Bu sizi başarıya götürür. Sezgilerinize güvenin. Kendinize inanmaktan asla vazgeçmeyin. Çevrenizle iletişiminizi güçlü tutun, kendinizi ifade etmekten kaçınmayın. Sabırsızlık göstermeyin. Kararlı olun. Karar verirken, incelemelerde bulunmayı ihmal etmeyin. Konuşmak kadar dinlemeyi de mutlaka bilin. Düşüncelerinizi ifade ederken, ılımlı davranmaya özen gösterin. Yeni fikirlere ve deneyimlere açık olun. Esprili ifade tarzınızı yerine göre kullanmayı bilin. Bir konuda karar verirken, derinlemesine düşünün. Bildiklerinizi diğer insanlarla paylaşmayı unutmayın. En az bir yabancı dil mutlaka öğrenin. Yazma, araştırma, güçlü irtibatlarda bulunma yeteneğinizi ön planda tutun. Kimsenin sizi etkilemesine ve kandırmasına izin vermeyin. Her türlü tartışmada sakin kalmayı bilin. Sürekli fikir değiştirmeyin. Belli bir amacınız olsun. Hedefinize kitlenin.
Teknolojik aletleri, iletişim araçlarını kullanmayı ihmal etmeyin. Acele tavırlar içinde olmayın. Fazla vesveseli davranmayın. Para konusunda düzensiz, uçarı ve dağınık olmayın. Hesabınızı iyi yapın. Fazla uykusuz ve aç kalmamaya dikkat edin. Sigaradan uzak durun.

YENGEÇ

Çekingen davranmayınız. Girişimci olmaya çalışınız. Herhangi bir durumda, olayları gerçekçi bir şekilde görmeye çalışınız. Endişeli durumlardan uzak kalmak için etrafınıza duvar örmeyiniz. Dış dünyaya açılmaktan korkmayınız. Öncü gücünüzü ön planda tutunuz. Endişe, vesvese ve aşırı hassasiyet ve alınganlıktan uzak durunuz. İlişkilerde terk edilme korkusu taşımayınız. Sizinle olmak ayrıcalıktır bunu unutmayınız. Çocukça davranmayınız. Çıkarlarınızın farkında olunuz. Hayata dar gözlüklerle bakmayınız. Bağımsızlık duygusunu ön planda tutunuz. Aşırı sahiplenici olmayınız. Koruma ve kollama güdünüz belli sınırda tutunuz. Gereken yerlerde mantığınızla duygularınızı dengeli kullanmaya çalışınız. Sezgileriniz son derece güçlüdür. İnsan ilişkilerinde bu gücünüze güveniniz. İçe dönük olmayınız. Yeri geldiğinde sizi üzen, kızdıran şeyleri dile getiriniz. Sevginizi, şefkat duygunuz, yardım severliğinizi kimsenin hoyrat kullanmasına izin vermeyiniz. Yakın çevrenizin sözlerinden, hareketlerinden etkilenmeyiniz. Kendi kararlarınızı kendiniz veriniz. İlişkilerinizde vermek kadar, almayı da unutmayınız. Yeri geldiğinde bencil olmayı biliniz.
Sırf huzursuzluk çıkmasın diye, sizi üzmelerine izin vermeyiniz. Kabuğunuzdan sıyrılınız, mutlu olmak için gerektiğinde risk almayı biliniz. Ailenizi, ileride kuracağınız yuvanızın üstünde otorite olarak görmeyiniz. Kendi yuvanızı kendiniz idare ediniz. Pozitif insanlarla beraber olunuz. Dertli tasalı, negatif düşünen kişilerden uzak durunuz. Geleceğinizi kuramamak, zor durumda kalacağınızı düşünmeyiniz. Siz güçlü bir insansınız. İsterseniz yoktan var edebilirsiniz.

ASLAN

Sürekli pohpohlanmayı, alkışlanmayı, ilgiyi uyandırmayı beklemeyiniz. Yeri geldiğinde size karşı çıkacaklardır. Esnek düşünmeye çalışınız. Yaratıcılık gücünüzü ön planda tutunuz.
Yenilikçi düşününüz. Girişimci olunuz. Cesaretinizi, güven duygunuzu asla kaybetmeyiniz.
Verici ve cömert olmayı sürdürünüz. Çünkü siz burçlar kuşağının kral ve kraliçesisiniz. Sizi onaylamasalar bile, doğru bildiğiniz yolda ilerleyiniz. Dünyanın sizin etrafınızda dönmediğini görseniz de, yılmayınız. Amacınızı gerçekleştirmek için kararlı olunuz. Kibir, gurur ve inattan uzak durunuz. Her yeni günü neşeyle, iyimserlikle karşılayınız. Yeteneklerinizi muhakkak değerlendirmeye çalışınız. Eğitiminizi sürdürünüz. Spontane ve rahat davranınız. Unutmayın siz bir Aslansınız. Zevklerinize aşırı derecede takılı kalmayınız. Aşırı olan her şeyden uzak durunuz. Sonunu göremediğiniz hiçbir olgunun içinde yer almayınız. Tecrübe ve bilgi birikimlerinizin farkında olunuz. Bunları muhakkak değerlendiriniz. İrade gücünüzden yararlanmayı ihmal etmeyin. Gerektiğinde risk almayı bilin. Çalışmak kadar, hayatın eğlenceli yanlarının da keyfini çıkarmayı bilin. Tabii ki dozunda. Tutkularınızda aşırıya kaçmayın. İsteklerinizin olması için dramatik şovlar sergilemeyin. Özgüven duygusu bir Aslan için son derece önemlidir. Ne şartta olursanız olun, bunu kaybetmeyin. Kalbinizin arzularını dinlemeyin unutmayın.

BAŞAK

Katılımcıdan olmaktan, kendinizi ifade etmekten çekinmeyin. Hayatın sırf çalışmak olmadığını bilin, kendinize zaman ayırmayı unutmayın. Ne geçmiş ne gelecek, önce bulunduğunuz anın önemli olduğunu unutmayın. Başkalarının size ihtiyacı olduğunu unutmayın, fakat kendinizden de taviz vermeyin. Ilımlı, şefkatli davranın. Hiç kimsenin mükemmel olmayacağını bilin. Aşırı kuruntulu, vesveseli, aşırı analizci davranmayın. Yani aşırılıklardan uzak durun. Detaylar önemlidir. Fakat bunu aşırısı rahatsız edicidir. Kendinizi yormayın. Bir şirkette üst yönetimde olmayı hedefleyin. Siz yeteneklisiniz ve yükselebilirsiniz. Bunu unutmayın. Bir insan hakkında hemen karar vermeyin. Enine boyuna inceleyin. Eleştirici gözle bakmamaya çalışın. Mükemmel olmak zorunda değilsiniz. Bunun için kendinizi tedirgin etmeyin. Eğer koşullarınız hoşuna gitmiyorsa, bunu değiştirmek için çaba sarf edin. Son söylenecek sözü, baştan söylemeyin. Hangi işi yapıyor olursanız olun, o konuda ustalaşın. Sağlığınız en değerli hazinenizdir. Kendinizi yorgun düşürene kadar çalışmayın. Kazanmak için, ileri görüşlü ve pratik olun. Hedefinize kararlılıkla ilerleyin. Sorumluluk duygunuz ile aşk ilişkiniz arasındaki dengeyi ve zamanı iyi ayarlayınız. Affedici olmayı, uyumlu davranmayı ihmal etmeyin. Parasız kalmaktan korkmayın, çünkü siz kazanmayı bilecek kadar zekisiniz. Başkalarının sizden daha yetenekli olduğunu düşünmeyiniz. Çünkü bu doğru değildir. Hata yapmaktan korkmayın. Çünkü siz bir insansınız. Hata yaptığınızda kendinize boş yere yüklenmeyin.

TERAZİ

Nezaket, diplomasi, denge ve adil düşünmekten vazgeçmeyiniz. Sorunların üstünü örtmeyiniz, sıcağı sıcağına çözmeye çalışınız. Ortaklaşa hareket etmekten çekinmeyiniz. İşbirliğini önemseyiniz. Yeni ilgi alanları ve yeni arkadaşlar edinmeye devam ediniz.
Dengeli, bütünlük içinde hareket etmeye, paylaşımcı davranmaya devam ediniz. İlişkilerde sabırlı olunuz. Sorumluluklarınızı asla ihmal etmeyiniz. Tek başına ilerlemek, özgürlük iyidir. Ama günün birinde bir cana ihtiyacınız olacağını unutmayınız. Bizlik kavramından uzak durmayınız. Ne zaman kararsızlık duysanız, gerçeği ve adaletin sesine kulak veriniz. O size doğru seçeneği bulmanızda yol gösterecektir. Ne zaman kendinizi kapana kısılmış gibi hissederseniz, dünyaya açılın ve sosyal olmaya çalışın. İnsanlarla bir arada olmak sizi besleyecektir. İlişkilerde sınırlarınızı iyi belirleyin. Giyim tarzınızla, davranışlarınızla kendinize has bir vizyon yaratmayı ihmal etmeyin. Kendinizle gurur duymayı bilin. Çünkü yöneticiniz Venüs sizi diğerlerinden farklı bir şeklide taçlandırmıştır. Asla sıradan olmayın. Bulunduğunuz ortamın kalitesine, birlikte olduğunuz insanın kişilik özelliklerine dikkat ediniz. Başkalarını yüceltmek uğruna, bay ve bayan iyi olmaya çalışmayın. Kendinizi başkalarının gözüyle değerlendirmeyin. Önemli olan sizin kendiniz hakkında ne düşündüğünüzdür. İş veya özel hayatınızdaki ilişkilerde uyumlu olmak uğruna, sıkıntılarını dile getirmekten çekinmeyin. Eğer bir şey size uymuyorsa bunu mutlaka belirtin. Size kötülük edenlere aynı şekilde karşılık vermeye çalışmayın. İnsanları bir birlik etrafında toplayabilen üstün bir kişi olduğunuzu unutmayınız. Haksızlıklar karşısında doğal zerafetinizle mücadele edin. Karşılık vermeden destek olmayı bilin. Hangi durum olursa olsun, başkalarının fikirlerini ve bakış açıları sormayı ihmal etmeyin.

AKREP

Değişim ve gelişimden yana düşünmeyi asla ihmal etmeyiniz. Olaylar ve insanlar karşısında esnek düşünmeye ve uyumlu davranmaya çalışınız. Maddi ve manevi yenilenme gücünün anahtarı elinizdedir. Bu nedenle şanslı olduğunuzu biliniz. Hayattan umudunuzu asla kesmeyiniz. Başkalarının işine size sorulmadıkça karışmayınız. İçinde bulundukları özel durumları öğrenmeye çalışmayınız. Sabırsız davranmayınız, yargılamalarda bulunmayınız. Birisini sevmediyseniz, kafayı bu kişiye taktıysanız, ağzıyla kuş tutsa size yaranamayacaktır. Lütfen bu huyunuzdan vazgeçiniz. Hedeflerinizi öz disiplin duygunuz sayesinde gerçekleştirebilirsiniz. Bu gücünüzü daima ön planda tutunuz. Yapıcı değişimlerden yana olunuz. Sizi durgunlaştıran veya enerjinizi düşüren her şeyden uzak durunuz. Siz aktif olmalısınız. İntikam duygunuzu lütfen dizginleyiniz. Çünkü bu duygu gelişiminizin önünde duran tek engeldir. İşleriniz ne kadar kötüye gitse de, güç ve kararlılık ateşini içinizde asla söndürmeyiniz. Bu güçle karanlıkları aydınlığa çevirebilirsiniz. Elinizdeki kaynakları doğru alanlarda kullanmayı bilen bir burcun insanısınız. Bu gücünüzden yararlanmak için, gizli yeteneklerinizi açığa çıkarmayı deneyiniz. Herhangi bir şeye inanmadan önce sağlıklı bir şekilde sorgulamayı unutmayınız. Başarılması ne kadar zor olsa da, amacınıza odaklanınız. Bu odaklanma her işin altından başarıyla kalkmanızı sağlayıcıdır. İhtiyacınız olmayan, geçerliliğini yitirmiş kişi veya olaylar üstünde zaman kaybetmeyiniz. Hırs ve aşırı tutkularınıza yenilmeyiniz. Aşk hayatınızda aşırı sahiplenici, kıskanç ve saplantılı davranmayınız. İsteklerinizi elde etmek için karşınızdaki kişiyi bunaltmayınız, cinsellikte ölçüyü kaçırmayınız. Gücünüzü toplamak ve yenilenmek için, kendinize zaman ayırmayı unutmayınız. Ne durumda olursanız olun, yalnız geçirilen zaman dilimleri size çok iyi gelecektir.

YAY

Dünyayı keşfetmekten, yeniliklerde bulunmaktan, hayatınızın anlamını aramaktan asla vazgeçmeyiniz. Öğretmekten, öğrenmekten, araştırmaktan, bilgilenmekten uzak durmayınız. Dünyanın size ihtiyacı olduğunu biliniz. Yüksek hedefler belirleyiniz. Bu hedeflere ulaşmak için azimli ve kararlı davranınız. Bu sizi dağılmaktan koruyabilir. Amaçlarınızı belirlediğinizde, ben bunu hallederim demeyi unutmayınız. Çünkü bunu hakikaten başarabilecek kadar güçlüsünüz. Burcunuz inanç, merhamet, yükselme, genişleme, maneviyat, şans, bilgelik ışığıyla donatılmıştır. Bunların bilincinde olarak güvenle ilerleyiniz. Büyük düşününüz. Fırsatların ayağınıza gelmesini beklemenize gerek yok. Çünkü siz fırsatları kendiniz yaratabilecek kadar akıllısınız. Sezgilerinize güveniniz. Onlar sizi yanıltmayacaktır. Sabırlı olunuz. Çünkü sabır, bilgeliğe giden yolda size rehberdir, ışıktır. Başkalarının görüşlerine önem veriniz. Çünkü bunları bilirseniz, yanlışları hakkında onları uyarabilirsiniz. Uzun yolları, uzak ülkeleri, diyarları keşfetmeye hazır olunuz. Belki uzun sürer ama size o kadar çok şey kazandırır ki: Kısa yoldan zengin olma hayallerine kapılmayınız. Sizin yolunuz uzundur ama kalıcıdır. Olayları ve durumları sadece kendi bakışınıza göre ele almayınız. Farklı görüşlere tahammül etmeyi unutmayınız. Sözlerinizi muhakkak tutunuz. Gücünüzü aşan sözler vermemeye çalışınız. Aşırı abartılı ve coşkulu hareketlerden kaçınınız. Ölçülü olmayı unutmayınız. Soylu ve asaletli bir insan olduğunuzu unutmayınız. Her daim genç görüneceğinizi biliniz. Kutsal değerlerinize önem veriniz. Maneviyatınız sizi bir çok kötülükten koruyabilir. Her zaman bir yedek planınız olsun. Sıkıştığınızda bunu kullanarak sonuca ulaşabilirsiniz. Eğitim hayatınıza özel önem veriniz. Sonuna kadar gidiniz. Çünkü sizlerin bilgisine insanlığın ihtiyacı vardır. Açık ve dobra bir kişisiniz. Fakat sözlerinizi tartmadan, iyice düşünmeden sarf etmemeye özen gösteriniz. Çünkü farkında olmadan birilerini kırabilirsiniz. Eleştirilere açık olunuz. Bunlar gelişiminiz için son derece önemlidir.

OĞLAK

Evren size sabır, disiplin, sorumluluk, güven olgusunun anahtarlarını vermiştir. Bunlarla her türlü sorunu çözebilir, her kapalı kapıyı açabilirsiniz. Yakın ilişkilerinizde duygularınızı ve sıkıntılarınızı saklamayınız. Problemlerinizi ılımlı ve olgun tavırlar içinde çözmeye çalışınız. Her şeyden kendinizi sorumlu tutmayınız. Başkalarıyla ilgilenirken kendinizi ihmal etmeyiniz. Sosyal ilişkilerinizi önemseyiniz. Hayatın sadece çalışmaktan ibaret olmadığını biliniz. Dürüst davranmanız gereken yerlerde, sırf birileri üzülecek diye içinizdekilerini saklamayınız. Yetenekleriniz konusundaki mütevaziliğinizi koruyunuz. Bunun sizi yücelttiğini biliniz. Sabırlı davranmaya devam ediniz. Çünkü eninde sonunda ödüllendirileceğinizi biliniz. Çok çalışmak tabi ki iyidir. Fakat bir gün yaşlandığınızda keyfini sürmediğiniz günlerin acısını çekmemek için eğlenmeyi de ihmal etmeyiniz. Engellerinizin sizi başarıya götüren en önemli itekleyici güç olduğunu unutmayınız. Güven duygunuzun sarsıldığını hissettiğinizde kendinizi inadına ödüllendiriniz. Asla karamsar düşünmeyiniz. Zirveye çıkarken minik taşlara çarpabilirsiniz. Ama siz yine de oraya varabilecek güce sahipsiniz. Büyük zaferlerin sahibi olarak, kendinize olan saygınızı daima ön planda tutunuz.
Soğukkanlılığınızı koruyunuz. Bu sizi her türlü başarıda ön sıralarda tutacaktır. Başkaları tarafından takdir edilmeyi nasıl bekliyorsanız, siz de diğerlerini başarılarından dolayı kutlayınız. Sosyal ortamlarda kendinizi, başarılarınızı ve yeteneklerinizi göz önüne alarak ifade etmekten çekinmeyiniz. Hedefinizi büyük düşününüz. Geleceği parlak olmayan bir yerde bulunmak yerine büyük bir işletmede çalışmayı tercih edin. Kendi kaderinizi ve kimliğinizi şekillendirmeye çalışırken, toplumsal şartlanmaların esiri olmayınız. Doğal yapınızla uyuşmayan hiçbir fikri, insanı, şartı ve durumları kabul etmeyiniz. Hiçbir zaman yaşlanmayacağınızı biliniz. Siz şarap gibi, yıllar geçtikçe daha karizmatik ve daha çekici ve güzel olabileceksiniz. Bu burcunuza verilmiş doğal bir şanstır.

KOVA

Değişimden korkmayınız. Standart kalıplara bağlı kalmayınız. Orijinal düşüncelerinizi hayata geçirmekten vazgeçmeyiniz. Gelecek planlarınızı, amaçlarınızı size uygun ortamlarda, sizinle aynı yolda ilerleyebilecek kişilerle paylaşmaya çalışınız. Özgürlüğünüzü kimsenin tekeline bırakmayınız. Sürüye boyun eğmeyiniz. Modern düşününüz. Kişisel hedeflerinize saygı gösteren insanlarla bir arada olmaya çalışınız. Duygularınızı asla ihmal etmeyiniz. Mesafeli ve soğuk olmayınız. Hedefe varmak veya herhangi bir eylemde bulunmak için, başkalarının onay vermesini beklemeyiniz. Çevrenizde olan biteni görmezlikten gelmeyiniz. Sabit fikirli olmayınız. Daha geniş gözlüklerle hayata bakmaya çalışınız. Sizler buluşçu, hayatı kolaylaştırabilen sıra dışı, yaratıcı kişilersiniz. Bu özellikler size armağandır. Bu özelliklerinizi ifade etmekten kaçınmayınız. Sizler üstün bir sezgi gücüne sahipsiniz. Baktığınız her insanın nasıl biri olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz. Sizler dünyayı yaşanabilir hale getiren, mantık, tarafsızlık, zeka ve barışçıl özellikleriyle donatılmış özel kişilersiniz. Kesinlikle gücünüzü hafife almayınız ve umutsuzluğa kapılmayınız. Bulunduğunuz alanı yenileştiriniz. Hayatınızda rutinliğe yer vermeyiniz. Siz gelişimci bir burcun insanısınız. Sınırların ötesinde düşünmeye çalışınız. Gerçek anlamda özgür olmak için, öncelikle bireyliğinizin farkında olmanız gerektiğini biliniz. Diğerlerinden sizi ayıran farklılıklarınızın, gelişiminizin önünü aydınlatan ışık olduğunu unutmayınız. Sıradan şeylerle yetinmeyiniz. Yenilikleri özellikle teknolojik gelişmeleri iyi takip ediniz. Zor durumda olduğunuzda yardım istemekten çekinmeyiniz. Bunun gereksiz ve küçültücü bir şey olduğunu düşünmeyiniz. Kova burcu, umutlar ve rüyaların, arzuların ve dostlukların burcudur. Yaşamınız boyunca ideallerinizin peşinde koşmaktan ve bunları gerçekleştirmekten vazgeçmeyiniz. Bulunduğunuz alanda en yüksek konuma gelebilmek için, yenilikleri takip ediniz. Siz bu yenilikleri herkesten daha çabuk öğrenebilir, uygulayabilir, diğerlerinin sizi takip etmesini sağlayabilirsiniz. Bütün mucize, inanmakta gizlidir. Sezgilerinize kulak veriniz. İç sesiniz nerede ne yapmanız gerektiğini size söyleyen bir rehberdir. Bu ses, zirveye daha kolay çıkabilmenizi sağlayıcıdır. Daha önce hiç düşünülmemiş olanları keşfetmeye çalışabilir veya eski bir oluşuma yeni yöntemlerle hız kazandırabilirsiniz. Sonrasında ise bunları uygulayabilirsiniz. İşte siz bütün bunları yapabilecek kadar sıra dışı bir kişisiniz. Eş seçerken, farklılıklarınıza saygı duyacak, özgürlüğünüzü denetim altında tutmayacak, sizinle arkadaşça paylaşımlarda bulunacak, üzerinizde denetim uygulamayacak kişileri tercih ediniz. Böylece mutlu bir ilişki yaşayabilirsiniz.

BALIK

Bilinmeyenlerin gizli anahtarı sizdedir. Siz diğerlerinden daha çabuk ve önce olacaklarını sezinleyebilirsiniz. Ne zaman sıkılsanız ve darda kalsanız bu anahtar size kilitli olan güzelliklerin kapısını açacaktır. Kendini aşma ve farkındalıklarınızı ortaya koymaktan çekinmeyin. Yaşamın iniş ve çıkışları sizi yıldırmasın. Endişelerin sizi teslim almasına izin vermeyiniz. Kafanız karışık olduğunda plan yapmaktan kaçının. Aşırı duyarlılık yanlış kararlar vermenize neden olabilir. Çıkarlarınızı korumayı unutmayın. Kimsenin iyi niyetinizi kullanmasına göz yummayın. Gerçekler ortadaysa, görmezlikten gelmeyin. Eğer ilişkinizde sorunlar varsa bunları çözüme kavuşturmak yerine boş ver demeyin. Siz mutlu olmaya layıksınız. Yetersizlik duygusunun sizi esir almasına izin vermeyin. Çünkü sizde her şeyle baş edebilecek kadar zengin bir ruh alemi var. Geri çekilmeyin, pes etmeyin, kararlı olun. Hiçbir şeyin sizi yıldırmasına izin vermeyin. Siz güçlüsünüz bunu unutmayın. Aşkta, kendinizi düşünmekten vazgeçmeyin. Bir ilişki ya eşit şartlarda yaşanmalı veya böyle yaşanması için düzenlemelerde bulunulmalıdır mantığından uzaklaşmayın. Planlı olmaya çalışın. Bu sizi dağılmaktan koruyacaktır. Bir durumla baş edemiyorsanız vazgeçmeyin. Farklı yollar ve yöntemler deneyerek konunun üzerine gitmeye çalışın. İsteklerinizi ertelemeyin. Eğer bir şey sizi mutlu edecekse, ruhunuz huzurlu olacaksa, önünüze engeller çıksa da bunları elde etmekten vazgeçmeyin. Sırlarınızı çok güvenmedikçe kimseyle paylaşmayın. Sizi hiçbir kişinin, duygunun ve durumun hapsetmesine, haklarınızı elinizden almasına, sizi yönetmesine izin vermeyin. Siz, Jüpiter’in güçlü çocuklarısınız. İnancınızla her güçlüğün altından kalkabilir, selamete erebilirsiniz. Bazen ter dökerek bin bir emek vererek oluşturduğunuz şeyler yıkılsa dahi, bunların çok daha güçlüsünü ve çok daha güzelini yapabilecek kadar kuvvetli olduğunuzu biliniz. Çok bunaldığınızda geriye çekilerek dinleniniz. Ruhunuzu arındırmak için kendinizce aktivitelerde bulununuz. Bu toparlanmanızı ve daha güçlü bir şekilde hayata sarılmanızı sağlayacaktır. Kurban durumuna düşmeyin. Yeri geldiğinde hayır demeyi unutmayın. Eğer fırsat bulursanız, duygularınızı kağıda dökün. İnsanlarla paylaşın. Sanatsal aktivitelerde bulunun, mistizmle uğraşın. Şifacı yanlarınız olduğunu bilin. Sizi uyuşturan, hayata küstüren, enerjinizi zayıflatan, negatif insanlardan uzak durun. Her yaşanan olumsuz deneyimin, sizi yeni ve harika bir gelişmeye hazırladığını düşünün. Hatta şöyle diyeceğinizi duyar gibiyim. “İyi ki o tecrübeyi yaşamışım, yoksa şimdi bu güzelliğe kavuşamayacaktım.”

Alıntı


Delicesine Seven Kadınlara Kurtuluş Önerileri

Yüreğimizi kaplayan sevgiden acı duyuyorsak “delice seviyoruz” demektir. Yakın arkadaşlarımızla sohbet ederken tüm konumuz sevdiğimiz kişidir. Onun problemlerini, duygularını anlatır ve cümlemize hep sevdiğimiz kişinin adıyla başlarız.

Onun uzak tavırlarını, kötü hareketlerini, aldırmazlığını hep çocukluk günlerinden kalan problemlerine ya da ailevi sorunlarına bağlar ve gerçekleri çoğunlukla görmezden geliriz. Bazı tavırlarını, düşüncelerini beğenmediğimiz halde, bir şeylerin yolunda gitmediğini içsel olarak hissetsek bile “bizi çekici bulduğu ve sevdiği” takdirde değişeceğini ümit eder ve bir gün “bizi severek” değişeceği umuduyla her şeyi sineye çekeriz. Verdiği mutsuzluğa, endişelere ve huzursuzluğa rağmen “Delicesine Sevmek” birçok kadının başından geçen yaygın bir deneyimdir. Çoğumuz hayatımızda, en az bir kere delicesine sevmişizdir. Kimimiz içinse bu durum, değişmeyen bir ilişki biçimi halini almıştır.

Kadınlar, delicesine bir tutkuyla sevme sendromuna kapılmaya, erkeklere göre çok daha meyillidir… Çocukluk tecrübelerimizin bir bölümü bize acı vermişse, hayatımız boyunca bilinçsiz olarak çocukluğumuzun geçmiş kesitlerindeki bu sahnelere benzer durumları –bu sefer zafer kazanmak amacıyla yeniden yaratırız.

Delicesine Seven Kadınların Özellikleri

1) Muhtemelen duygusal ihtiyaçlarınızın tatmin edilmediği fonksiyonunu yitirmiş bir aileden geliyorsunuz. Duygusal ihtiyaçlar yalnızca sevgi ve iyi bir etkileşim değildir. Her ne kadar bu iki ihtiyaç önemliyse de, bunlardan çok daha kritik bir ihtiyacımız vardır ki; o da sezgilerimizin ve duygularımızın dikkate alınması ve onaylanmasıdır. Aileyi kuran eşler birbiriyle kavga ettikleri veya başka konularda birbirleriyle mücadeleye giriştikleri zaman çocuklarına ayırabilecekleri ne yeterli zamanları, ne de yeterli ilgileri kalır. Bu, çocuğu; “sevgi açlığına” sürükler. Bu durumda çocuk öyle bir çıkmaza girer ki; neye güveneceğini, neyi kabul edeceğini veya etmeyeceğini tam olarak bilemez.

“Fonksiyonunu yitirmiş” ailede görülen genel karakteristikler

– Alkol veya ilaç alışkanlığı (uyuşturucu da dahil)
– Çok fazla yemek, çalışmak, temizlik, harcama vb. gibi aşırı davranışlar.
– Eşlerini veya çocuklarını rahatsız etmek.
– Anne veya babanın çocuklarına karşı cinsel davranışlar takınması.
– Karı kocanın uzun süre birbirleriyle konuşmamaları.
– Eşlerin birbirleriyle veya çocuklarıyla, devamlı bir üstünlük mücadelesi içinde ilişki kurmaları.
– Para, din, iş, zaman kullanımı, seks, televizyon, ev işi, spor, karşılıklı etkileşim, politika ve benzeri konularda çok sert tutum takınılması.
– Bütün bunların beyinde oluşturduğu baskı aile fertleriyle iyi ve dürüst ilişkiler kurulmasını engeller.
2) Gerçek ölçülerde yeterli derecede yetiştirilmediğinizden, bu eksikliğinizi başkaları hesabına çalışarak bastırmaya çalışırsınız. Özellikle herhangi bir şekilde ihtiyacı olan erkeklere yardım ederek; Çocukların istedikleri, ihtiyaç duydukları sevgi ve ilgiden mahrum kaldıkları zaman nasıl davranacaklarını bir düşünün. Küçük bir erkek çocuğu kavgacı bir tavır takınır, huysuzlaşır ve iyice yaramazlaşır. Fakat bir kız çocuğu genellikle tüm ilgisini, çok sevdiği oyuncak bebeklerine çevirir. Bebeğini severek, onu sakinleştirerek, onunla ilgilenerek; onun ihtiyacı olan sevgiyi ve ilgiyi bebeğine verir.
3) Annenizi ve babanızı özlemini çektiğiniz sıcakkanlı, ihtimam gösteren kişiliklere büründüremediğinizden, bilinen tip duygusuz erkekleri sevginiz sayesinde değiştirmeyi tekrar tekrar denersiniz; Belki mücadeleniz hem annenizle hem de babanızladır, belki de yalnızca biriyledir. Fakat geçmişte yanlış olan, eksik olan veya acı veren şey her ne ise, şu anda değiştirmeye çalıştığınız şey de odur.
4) Terk edilme olgusunun verdiği ürküntüden dolayı bir ilişkinin bozulmaması için her şeyi yaparsınız.
5) Şayet ilişkide bulunduğunuz erkeğe yardımı olacaksa, harcanan zamana veya paranın çokluğuna aldırmazsınız.
6) Şahsi ilişkilerinizde sevgi yokluğuna alıştığınızdan beklemeye, ümit etmeye ve bir kez daha denemeye meyillisinizdir; İlişkimizde işler iyi gitmiyorsa, muhakkak eksik yaptığımız bir şey var diye düşünürüz. İlgilendiğimiz erkekteki her değişikliği gözler ve belki de bunları, onun istediğimiz yöndeki değişimine yorumlarız ve yarının daha farklı olacağı ümidiyle yaşarız. Kendimizi ve hayatımızı değiştirmektense, onun değişmesini beklemek çok daha kolayımıza gider.
7) Herhangi bir ilişkide sorumluluğun ve suçun yüzde ellisini üstlenmeye isteklisinizdir; Genellikle, fonksiyonunu yitirmiş ailelerden gelen çocukların ebeveynleri de sorumsuz, çocuksu ve güçsüzdür. Bu çocuklar çok hızlı bir şekilde olgunlaşır ve yetişkinliğin ağır sorumluluklarını üstlenmeye daha hazır olmadan, bu rolü kabullenmek zorunda kalır. Bu çocuklar büyüdüklerinde de, bir ilişkinin devam etmesinin yalnız kendisine bağlı olduğunu düşünür ve genellikle sorumsuz, tenkitçi erkeklerle ilişki kurar.
8) Kendinize saygınız oldukça az. Bu durum içinize işlemiş ve mutluluğun hakkınız olmadığını düşünüyorsunuz. Hayattan zevk almak için bu hakkı kazanmak zorunda olduğunuza inanıyorsunuz; Şayet annemiz ve babamız bizi sevgi ve ihtimamlarına yeterince layık görmezlerse; biz kendimiz, iyi bir insan olduğumuza nasıl inanabiliriz? Delicesine Seven kadınların pek azı; “sevmek ve sevilmek” olgusunun en doğal hakları olduğunun farkındadırlar. Bunun yerine son derece büyük hatalarımız olduğunu düşünür ve bunları onarmak için bir şeyler yapmamız gerektiğine inanırız. İyi görünmek için çok ama çok çabalarız. Çünkü iyi olduğumuza en başta kendimiz inanmayız.
9) Çocukluğunuzda “güven hissini çok az hissettiğinizden dolayı” erkeğinizi ve ilişkilerinizi daima kontrolünüz altında tutmak istersiniz. İnsanları ve olayları kontrol etmek için yaptığınız girişimleri “Yardımsever” imajıyla maskelersiniz.
10) Herhangi bir ilişkide durumunuzu gerçekçi olarak gözlemek yerine, rüyalara dalar ve ilişkinizin daha mükemmel olacağını hayal edersiniz.
11) Erkeklere ve duygusal acılara tutkunsunuzdur; Bizler sevdiğimiz kişinin benliğimizde yarattığı huzursuzluk ve duygusal gerilim sayesinde acılarımızı, korkularımızı, kızgınlığımızı ve boşluk hissimizi unuturuz.
12) Manevi tedaviye muhtaç insanlara doğru sürüklenerek ve karmaşık, belirsiz ve duygusal olarak acı veren dramların ağına düşerek; kendinize karşı olan sorumluluklarınıza dikkatinizi veremezsiniz.
13) Depresyona sürüklenmeye meyilli olduğunuz için düzensiz bir ilişkinin verdiği heyecan içinde depresyon hadiselerinin önüne geçmeye çalışırsınız.
14) Nazik, dengeli, güvenilebilir, ayrıca size karşı ilgili olan erkekleri çekici bulmazsınız. O tür erkeklere “sıkıcı” damgasını vurursunuz.

Delicesine Seven Kadınlar İçin Kurtuluş Önerileri

1) Profesyonel yardım alın.
2) Kurtuluşunuzu hayatınızdaki en öncelikli konu olarak görün.
3) Sizi anlayacak ve size destek olacak bir destek grubu bulun.
4) Günlük pratiklerle maneviyatınızı yükseltin.
5) Başkalarını yönetmekten ve kontrol etmekten vazgeçin.
6) Şahsi problemlerinizle ve hatalarınızla cesaretle yüzleşin.
7) İçinizde büyüyen ihtiyaçları terbiye edin.
8) Bencil olmayı öğrenin; “Bencillik” dediğimiz zaman, hemen aklınıza bürünmek istemediğiniz birçok kişilik gelecektir: Aldırmaz, düşüncesiz, suçluluk duygusu taşıyan vb. gibi. Bazı insanlar için “bencillik” gerçekten bu anlamları taşıyabilir. Fakat unutmayın ki siz, geçmişte delicesine sevme olgusunu yaşamış bir kişisiniz. Sizin için “bencil olmak” kendinizi olur olmaz feda etmekten vazgeçmeniz gerektiğidir.
9) Kendi tecrübelerinizi ve öğrendiklerinizi başkalarıyla paylaşın.
10) Oyunlarda avlanmamayı öğrenin; Oyunlar, bir ilişkide iki insan arasındaki samimiyeti zedeleyen, planlanmış karşılıklı hamlelerdir. Kimi zaman herkes ilişkilerinde oyunlara başvurur. Sağlıksız ilişkilerde bu tür oyunlara rastlamak kuvvetle olasıdır. Bir kişi, karşısındaki şahsı ondan edindiği birtakım samimi bilgilerin ışığı altında tuzağa düşürmeye çalıştığı zaman oyunları kullanır. Böylece, karşısındaki kişinin duygularını kendi çıkarı için kullanır. Böyle bir ilişkide, ilişkiyi kuran her iki kişi de saadetlerinin veya sıkıntılarının tüm sorumluluğunu diğerinin omuzlarına yüklemeye çalışır.

Kaynak: Robin Norwood’un “Kadın Eğer Çok Severse” kitabından yararlanılmıştır.

Figen Karaaslan- İndigo Dergisi Kasım 2010


Başucu Kitapları’ndan Başucu Kitabı Yaşamı Kullanma Kılavuzu’na Dair Yorumlar

Başucukitapları- 7 Ağustos 2015

“Çırılçıplak, yalnız, yanımıza hiçbir şey almadan ve sıfırdan doğuyoruz hayata. Ne yazık ki bir kullanma kılavuzuyla gelmiyoruz yaşama.

Yaşam nedir? Nasıl layıkıyla yaşanır? Hata yapmamak için neler yapılır? Bilmiyoruz. Çünkü yaşamın bir kullanma kılavuzu yok! Deneye yanıla, bazen hatalar yaparak öğreniyoruz hayatı… Bebek olarak geldiğimiz dünyada; emeklemeyi öğreniyoruz, zamanla düşe kalka ayakta durmayı ve yürümeyi öğreniyoruz.
Oysa ne güzel olurdu, bir kullanma kılavuzuyla hayata gelebilseydik. Yaşama dair her şeyin yer aldığı bir yaşam kitabı olsaydı elimizde. Aklımız karıştıkça ve ne yapacağımızı bilemediğimizde, yaşamın her alanında bu kitap bize yol gösterebilseydi.

Olası tüm yaşam deneyimleri, birçok olayın nedeni, nasılı olsaydı ve ihtiyaç duyduğumuzda, elimizin altındaki bu kitabın bilgilerine başvurabilseydik. Bu yaşam kitabının, yaşam kılavuzluğunun bilgeliğinden faydalanabilseydik!

Peki, dünyaya bir kullanma kılavuzuyla gelmediysek ne yapabiliriz, hayatı daha iyi yaşayabilmek için?” Figen Karaaslan – Yaşamı Kullanma Kılavuzu

Yukarıdaki sorunun cevabı bu kitapta. Nasılda sıcacık, samimi ve anlaşılır anlatmış sevgili Figen Karaaslan. Yukarıda paylaştığım giriş yazısını okuyup, kitabı elden bırakmak mümkün mü? Tabii ki hayır;) Kitap birbirinden güzel hikayelerle, çeşitli kitaplardan yaptığı alıntılarla, bilgelerin sözleriyle öyle güzel süslenmiş ki, okurken not aldığım ‘mutlaka okumalıyım’ dediğim çok kitap eklendi listeye. Keyifle devam ediyorum. İyi ki karşıma çıktın “Yaşamı Kullanma Kılavuzu” ❤ ️ Okuyanlara şifa olsun ❤️

İşte Figen Karaaslan’nın ‘Yaşamı Kullanma Kılavuzu’ndan hayatınızı etkileyebilecek birkaç olumlama cümlesi… Kendinize yakın hissettiğiniz cümleleri bir kağıda yazıp sabah akşam tekrarlayın… Bilinçaltınızın yaydığı enerji değiştikçe, hayatınızda olumlu yönde değişecektir. Deneyin, görün.❤️

Yüksek Gelişim Olumlaması

Her gün gelişiyor ve değişiyorum.
Hayatıma daha çok ışık, daha çok bilgelik, daha çok farkındalık, daha çok sevgi ve aşk giriyor. Kim olduğumu hatırlamayı, içimdeki sonsuz ve sınırsız gücü bilmeyi, potansiyelime sahip çıkıp onu hem evrenin hem kendimin en yüksek hayrı için kullanmayı seçiyorum.

Yaşamla Bir Olma Olumlaması

Yaşamla birim, şimdiyle birim. Evrenle uyum içerisindeyim. Hayata karşı açık ve alıcıyım. Bugün çok güzel bir gün. Şu an en iyi ve en mükemmel andır ve yarın bugünden de güzel olacak. Şimdi burada, şu an çok mutlu ve huzurluyum. Ben yaşamı ertelemeden, anda huzurla ve dinginlikle yaşarım. Hayrıma olanı görüyorum, onu kabul ediyorum.

Yaşamsal Özgürlük Olumlaması

Artık ihtiyacım olmayan; değişimime, gelişimime ve isteklerimi tezahür etmeme engel olan, elimde tuttuğum ve bağımlı olduğum her ne varsa şimdi sevgiyle gitmelerine izin veriyorum.

Olumsuz İnançlardan Kurtulmak İçin Olumlama

Yaşamımda ilerlememe engel olan, yaşam amacıma hizmet etmeyen tüm duygularımı, düşüncelerimi, inançlarımı, sınırlayıcı kalıplarımı, korkularımı, endişelerimi, tutunmalarımı, bağımlılıklarımı, güvensizliklerimi, tereddütlerimi, belirsizliklerimi, dirençlerimi, beklentilerimi, kurallarımı, hayal kırıklıklarımı, negatif düşüncelerimi, geçmişimi şimdi sevgiyle bırakmaya niyet ediyorum. Hepsini bırakmak için kendime izin veriyorum ve şu anda bırakıyorum. Ben sevgide kalmayı seçiyorum. Sevgi dolu insanlarla, sevgi dolu deneyimler yaşamayı seçiyorum. Yeniyi hayatıma, sevgiyle kabul ediyorum.

Düşündüğümüz, söylediğimiz şeylere inanır ve inandığımız gibi yaşarız. Tüm bu olumlamaları söyledikçe; beyin bir süre sonra, kendimizle ilgili bu sözlere inanmayı seçecektir. Seçim bizim! İyi düşünüp, iyi konuşup, iyi yaşarız ya da tam tersini yapıp, olumsuz şeyler yaşarız. Sonuçta neyi seçersek onu yaşayacağız…”

Figen Karaaslan – Yaşamı Kullanma Kılavuzu


TRT İzmir Radyosu Konuğuydum

Seyyahça gezi blog sayfam ve Yaşamı Kullanma Kılavuzu kitabım ile 15 Mayıs 2017 Pazartesi günü TRT İzmir Stüdyosu Gece Seyri programının, Murat Can Canbay’ın konuğuydum. Programda, Seyyahça sohbetler yaptık ve kitabım Yaşamı Kullanma Kılavuzu üzerine konuştuk.

Seyyahça gezi blog sayfam ile dış dünyayı keşfederken, kendimi keşfetme ve tanıma yolculuğumdan bahsettik. Bu programda kelimeler aracılığıyla; hem yol hem yolculuk, hem farkındalık hem kişisel gelişim yolculuğu yaptık.

Daha önceden de TRT İstanbul Radyosu Gecenin İçinden programına konuk olmuştum. Bu, TRT Radyoları’na 2. kez konuk oluşum… Radyo programlarını çok severim. İnsana samimi, doğal sohbet etme ve samimi sohbetleri dinleme imkanı verir.

Murat Can Canbay ile yaptığımız yaklaşık 1,5 saatlik olan bu program; çok keyifli, samimi ve doğal oldu. Bu programa konuk olmaktan, yaptığımız güzel sohbet sayesinde oldukça keyif aldım.

Benim konuk olduğum program kısmı yani Gece Seyri, 23.55’de başladığı için ve hafta içine denk geldiği için çoğu kimse uyanık kalıp da programı dinleyemedi. Ben de program kaydını alarak, dinleyemeyenler ve dinlemek isteyenler için buraya eklemek istedim. Bu güzel sohbetten mahrum kalmayın dedim.

Gece Seyri Programında Neler Konuştuk?

Programda hem Seyyahça’ya dair hem de kitabım, Yaşamı Kullanma Kılavuzu’na dair konuştuk.

Seyyahça

Figen Karaaslan kimdir? Gezmeye nasıl başladım? Figen Karaaslan nasıl bir gezgindir? Figen Karaaslan, Seyyahça nasıl gezer ve bir ülkeye gittiğinde ilk nereye gider? Yolda yaşadığım ilginç hikayeler nelerdir? Beni en çok etkileyen ülkeler nerelerdir? Modern Seyyahın Seyahatnamesi Seyyahça, bir ülkede en çok nelere para harcar? Figen Karaaslan için yol ve yolculuk nedir, ne ifade eder? Yolculuklarımda neler yerim? Gittiğim yerlerin özel yiyecekleri nelerdir? Seyyahça blog sayfamın içinde hangi bölümler var?

Yaşamı Kullanma Kılavuzu

Yaşamı Kullanma Kılavuzu isimli kitabımı yazmaya nasıl karar verdim? Kitabı yazma süreci nasıl oldu? Programda, kitabın içinden yolculukla ilgili sözcükler paylaştık ve kitabın içinden yola çıkarak, yaşama dair yolculuk ettik.

Gecenin İçinden radyo programının ses dosyasının tamamını ekledim. Arzu edenler en baştan itibaren programı; müzikleri ve diğer konuk sohbetiyle birlikte dinleyebilir. Dileyen de, benim konuk olduğum andan itibaren programı dinlemeye başlayabilir. Siz nasıl isterseniz…

Programın 33. dakikasından ve 25. saniyesinden itibaren, Gece Seyri Bölümü ve gezgin sohbetimiz başlıyor. (33.25)
Programın ve Murat Bey ile olan sohbetimizin detaylarına linkten ulaşabilirsiniz.

Figen Karaaslan © Haziran 2017


İnegöl Kitap Fuarı İmza Günündeydim

Bursa İnegöl’de ilk kez düzenlenen kitap fuarına İnegöllülerin ilgisi büyüktü.

Ben de Yaşamı Kullanma Kılavuzu kitabım ile 28 Nisan Cuma günü Bursa- İnegöl Kitap Fuarında, AZ Yayınları standındaydım.

Fuarda kitapseverler ile kitaplar ve yazmak üzerine sohbet ettik.

Başka bir fuarda, yine görüşmek üzere..

Figen Karaaslan Mayıs 2017


Bursa İnegöl Kitap Fuarında İmza Gününde Olacağım

Kitap dostlarına merhaba!

Yaşamı Kullanma Kılavuzu kitabımı kitapçılarda/internette bulmakta zorlananlar ya da yazarından “imzalı” olarak satın almayı tercih edenler, 28 Nisan Cuma günü Bursa-İnegöl Kitap Fuarında A-Z ve Ares Yayınları’nın standında olacağım.

Fuara gelenlerle sohbet edeceğiz, varsa sorularınızı cevaplandıracağım ve kitabımı imzalayacağım. Daha önceden kitabımı almış; tanışmaya, soru sormaya veya kitabını imzalatmaya gelmek isteyen dostları da beklerim…

İlerleyen günlerde katılacağım fuarları da paylaşacağım.


Kurban Rolünü Oynayanlar İçin Kılavuzluk

Yaşamı Kullanma Kılavuzu- Bölüm 4

Hepimizin geçmişte yaptığı ve şimdi “hata” olarak gördüğü eylemler vardır. Seçimlerimiz nasıl sonuçlanmış olursa olsun sürekli geçmişi düşünüp, üzülmek yerine daha yüksek bir bilinç düzeyini seçerek, yaşanılanlardan ders almak ve zamanı geldiğinde daha akıllıca seçimler yapmak bizi geliştirecektir.

Hayat bir öğrenme ve deneyimleme yeridir. Hepimiz zaman zaman yanlış tercihlerde bulunmuş olabiliriz. Sonradan, yanlış olduğunu anladığımız insanları hayatımıza sokmuş olabiliriz. Bunların bizi mutsuz ettiğini ancak yaşadıktan sonra anlayabiliriz. Yaşamadan ve görmeden bunu tam olarak bilmenin olanağı yok. Hak ettiğimiz için yaşıyor ya da hak etmediğimiz için yaşamıyor değiliz birçok şeyi… Her şey, seçimlerimizin bir sonucu sadece…

Yaşadığımız anda endişesiz, pozitif, hayata karşı meraklı kalırsak yaşadığımız anı yüceltmiş oluruz. İçsel olarak geliştikçe ve kendimizi pozitif yönde geliştirdikçe, dış dünyamız da olumlu şekilde değişecektir.

Bizi gerçekten hataya düşüren şey, yanlış seçimler yapmaktan çok, kurban rolünü oynamaktır. Böyle bir bakış açısı, kendimizi merkezimizden uzaklaştırarak, bizi düşük bir enerji frekansına çeker. ‘Kurban’ olduğumuzu düşündükçe, bir süre sonra “Neden ben?” diyeceğimiz daha fazla olumsuz insanı ya da olayı hayatımızda buluruz. Hatalarımızda, üzüntülerimizde ve hayal kırıklıklarımızda kurban rolünü oynamak yerine ilerlememizi engelleyen tüm düşüncelerimize, alışkanlıklarımıza ve inançlarımıza bir son vermeliyiz.

Bizi kurban rolünden uzaklaştırıp mutluluğa yaklaştıracak olan seçim, hayata karşı açık olmaktır. Hayata karşı açık olduğumuzda insanlara, olaylara veya dünyaya direnmek yerine yaşamla “bir” oluruz ve yaşamla uyum içinde, anda akarız. Şikâyet etmek bir anlamda, olana direnmek ve olanı kabul etmemektir. Yakınmak, düşük frekanslı bir düşünce şeklidir. Hayattan ya da yaşadıklarınızdan şikâyet ettikçe, kendimizi kurban rolüne daha çok açmış oluruz. Hiçbir eylemde bulunmadan sadece yakınmak, kurban rolünün en tipik davranışıdır. Bir şeylerden sürekli şikâyet ederek, enerjimizi düşürmek yerine ya var olan mevcut durumumuzu değiştirmek için bir şeyler yapmalıyız ya da hiçbir şey yapamıyorsak durumumuzu olduğu gibi kabullenip, olana direnç göstermemeliyiz.

Kurban rolü, keyifli bir roldür. Bu rolü oynadıkça içinizde, daha çok oynama isteği duyarsınız. Bu rolü oynayarak; hayatınızın, eylemlerinizin ve seçimlerinizin sorumluluğunu üstünüze almazsınız. Bu durumda olmanıza, hep insanlar sebep olur ve böyle kötü şeyler hep sizin başınıza gelir…

Bu yolculuğa öğrenmediğimiz şeyleri öğrenmek, derslerimizi almak ve gelişmek için çıktık. Yaşamda yolculuk ederken öğrenmemiz gereken şey bağışlamaksa; kusursuz planların kusursuz tasarımcısı Allah, bunun için karşımıza en uygun kişiyi çıkarır. Örneğin bize ihanet edecek birisini… Biz bu kişi tarafından ihanete uğradığımızda, bundan nasıl bir ders almamız gerektiğinin farkına varmayıp; tüm suçun o kişide olduğunu, bu durumun bizimle hiç ilgisi olmadığının düşünürsek -yani kurban rolünü oynarsak- buna benzer kişi ve olayları hayatımıza çekmeye devam ederiz; ta ki o dersi öğrenip, o dersten geçene kadar… Öğrenmemiz gereken dersi öğrenmemeye ne kadar direnirsek, yaşayacağımız olaylar giderek daha zor ve daha acı bir hal almaya başlar.

Davranışlarımız ve düşüncelerimiz değiştiği zaman, bir olay hakkında artık eski tepkileri vermediğimiz ve eskisi gibi düşünmediğimiz zaman bir dersi öğrenmiş oluruz.
Yaşamımızdaki sonuçları beğenmiyorsak, kendi yaşamımızın sorumluluğunun sadece bizde olduğunu kabul edip, kendimiz için istediğimiz sonuçlara en uygun senaryoyu baştan yazmalıyız.

“Düşün;
Kim üzebilir seni senden başka?
Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen?
Kim yıkar, yıpratır sen izin vermezsen?
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?
Her şey sende başlar, sende biter…
Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme,
Tükettirme içindeki yaşama sevgisini…
“Ya çare sizsiniz ya da çaresizsiniz!”
Nietchze

“Bu çağda yenilenmiş ve ışığa çıkarılmış olan maneviyata ilişkin bütün güzel gerçeklerin arasında hiçbiri şunlardan daha sevindirici ve ilahi vaatler ile kendine güven açılarından daha verimli değildir; düşüncenin efendisi sensin, karakterine biçim veren sensin, koşulları, çevreni ve kaderini yapılandıran ve şekillendiren sensin.”
James Allen

Önce kendi dramlarınızı, sonra insanların dramlarını görün ve onların farkına varın. Çevrenizde gördüğünüz ve olumsuz olduğunu düşündüğünüz şeylerin sizi nasıl engellediğini görün. Bir olaya, ya da size söylenen bir söze tepki vermenin pek işinize yaramadığını ancak, duygusal olarak etkilenmeden tepkisiz kalabilmenin, onu içselleştirmemenin ve onu kabullenip içeriye almamanın işe yaradığını, bunun sizi her şeyden özgür kılarak, fark yarattığını anlamak faydalı olacaktır. Birtakım sebeplerle başkalarının size empoze etmeye çalıştığı öfkelere, dramlara, takıntılarına, isteklere, beklentilere ve hatta size yönelik övgülere takılıp kalmayın. Bunlara takılmamak, sizi ve iradenizi özgür kılacaktır.

“Asla sorumluluğumu kimsenin üzerine atmadım çünkü bu, özgürlüğü kaybetmektir. Bu, köle olmaktır. Başkalarının insafına kalmaktır. Her neysem, tamamen ve sadece ondan sorumluyum… Bu bana büyük bir güç veriyor…”
Osho

Trajedileri beslemenin kimseye faydası yoktur. Bu trajediler, kişiden kişiye eklenerek artarlar. Bu trajedilerin konusu her ne olursa olsun onun güçlenerek, başka bir insanı olumsuz olarak etkilemesini engellemek için onları, size geldiği andan itibaren kestirip atmak gereklidir.
Tekrarlayan alışkanlıklar ve davranış kalıplarıyla, benzer olaylara her zaman aynı tepkiyi verdiğinizde insanlar sizin “rolünüzü” ezberliyor ve bu oyunu daha önceleri de görmüş oldukları için ona göre şeyler söylüyor ya da yapıyorlar. Bir anlamda, sizi harekete geçirecek zayıf noktanızı biliyorlar ve oraya çalışıyorlar. Çünkü oraya basıldığında, daha önce de tepki verdiğinizi defalarca gördüler. Bu yolla; suçu da, suçluluk duygusunu da size atabilirler. Gerilimlerini ya da içsel huzursuzluklarını size aktararak (yansıtarak) onlar sakinleşebilirler.

Bu hayatta; kaosa alışmış, gerilimden heyecan bulan, bu- nu alışkanlık ve yaşam biçimi haline getirmiş insanlar vardır. Bu kişiler şu an ailenizin, yakın arkadaşlarınızın, akrabalarınızın ya da iş arkadaşlarınızın içinde, sizin çok yakınınızda olabilir. İnsanlar bazen “topu” size atıp, kenara çekilme eğilimi içindedirler. Bu top bazen ateşler içinde, alevli bir top da olabilir. Bir süre önce onlar huzursuzdu, topu size attılar ve artık siz de huzursuzsunuz. Ne güzel! Onlar artık yalnız değiller ve bu onlar için çok rahatlatıcı bir şey!

Ne yazık ki bazı insanlar; kendi mutsuzluklarından, huzursuzluklarından, gerginliklerinden kurtulmak, bu içsel yıkıcı enerjiyi boşaltmak için başka biriyle uğraşma eğilimi içerisine girerler. Bu öfke, bu gerginlik artık kendilerinden çıkmıştır ve böylelikle o an için içteki sorundan uzaklaşılmış ve o dışarı atılmış olur. Bunun olmasına izin verdiğiniz sürece siz, onların bir anlamda “kurbanısınız” demektir.

Kurban edilmekten kurtulmak için kişilerin yüzeyde görünen niyetleri dışında, daha derindeki niyetlerini görüp anlayabilmeniz; onlara bekledikleri tepkileri (öfke, eleştiri, kızgınlık, alınganlık vb.) göstermemeniz yararlı olacaktır.

Dram krallarının/ kraliçelerinin başrol oyuncuları haline gelmeyin. Unutmayın ki; dram kralı ya da kraliçesi olmak onların seçimidir. Bu rolde oynamaya devam etmek, kendi seçimleri ve sorumluluklarıdır. Bütün olarak bunu kavramak ve bunun farkında olmak kendi içsel gücünüzü, özgüveninizi kimseye kaptırmadan kendinizde tutmanızı sağlayacaktır.

Aşırı özverili olmak, dengesiz, abartılmış ve bir anlamda gizli bir şekilde kontrol etmeye yönelik bir sorumluluk duygusu içerir ve bu duygu da bizi, başkalarının kendi davranışlarının sonuçlarından kendilerinin ders almalarına izin verici olmak yerine onların hatalarını düzeltmeye çalışmaya götürür. Bu hem karşımızdaki için hem de bizim için zararlıdır.

Zor Durumlarda Ne Yapmalıyız ve Nasıl Düşünmeliyiz?

Sizin için kötü olan bir durumun içinde bulunduğunuzda ve kendinizi kötü hissettiğinizde kendinizi o an, o olayın dışındaymışsınız gibi düşünmeniz, durumunuzla ilgili daha sağlıklı kararlar almanızı sağlayacaktır. Böylelikle, olayları daha objektif olarak değerlendirebilirsiniz.

Dengede kalabilmek ve sağlıklı çıkarımlarda bulunabilmek için kendimize şu soruları sorabiliriz:

• Ben bu olaydan nasıl bir ders çıkarabilirim?
• Bu durumun bana vermek istediği mesaj nedir?
• Bu olayı neden yaşamış olabilirim?
• Yaşadığım bu olayda nasıl davranırsam, benim faydama olacaktır?
• Eğer bu olay sonucunda öfkelenirsem ve çok üzülürsem bunun bana bir faydası olacak mıdır?
• Üzülmeye devam etmemin bu sorunu aşmada ve kendimi iyi hissetmemde bana bir yararı dokunacak mıdır?

Burada amaç sorunlarımızı görmezden gelmek değil, olaya doğru bir ruh haliyle yaklaşarak, yaşamımız için faydalı bir çözüm oluşturabilecek bir bakış açısı geliştirebilmektir. Kontrol edemedikleri ve sonucu değiştiremeyecekleri negatif duygulara odaklanan insanlar, güçsüzleşirler. Sağlıklı bir ruh hali ve bakış açısı içinde, kendimiz için daha faydalı çözümler üretebiliriz.

Gerçek bir çözüm için soruna değil, çözüm yollarına odaklanmalıyız. İçinizde mutsuzluk hissi varsa, o duygunuzu yadsımayın. Onu dönüştürebilmek için önce onun varlığını, reddetmeden kabul etmeniz gerekir. Ancak, kendiniz için “mutsuzum” ifadesini de kullanmayın. Böyle yaparsanız, mutsuzluğu kendinizle özdeşleştirmiş ve onu bir anlamda kişiliğinizin bir parçası haline getirmiş olursunuz.

‘Mutsuzum’ demek yerine şöyle söyleyin; “İçimde bir mutsuzluk duygusu var…” Mutsuzluğumuzun asıl nedeni yaşadığımız olay, sözler ya da durumumuz değil durumu- muzla ilgili kişisel değerlendirmelerimizdir. Bu yüzden düşüncelerimizin farkında olmak ve düşüncelerimize hâkim olmak önemlidir. Kendinizi düşünceleriniz ya da duygularınızla tanımlamak yerine, düşüncelerinizi her zaman gözlemleyin ve onların farkında olun. Düşüncelerinizin size ve yaşamınıza hükmetmesine izin vermeyin. Bilinçsizlik ve zihninizde kendi kendinize koymuş olduğunuz sınırlamalar, gelişiminizi engelleyen en önemli sorunlardır.

Bağışlayıcı olduğunuzda ve bağışladığınızda kurban kimliğiniz yok olur ve gerçek gücünüz ortaya çıkar. Böylece yağmuru, soğuğu, insanları, karanlığı suçlamazsınız. Bütün durumların geçici olduğunu idrak ettiğinizde, kendinizi durumlarla daha az bağlarsınız ve böylelikle dengede kalırsınız. “Her şey gibi bu da değişecek” diye düşünmeniz, sizi olaylardan bağımsız kılacaktır. Bir duruma duygusal tepki vermek yerine ‘olanla’ bir olduğunuzda çözüm kapısı kendiliğinden açılmış olur. Her şeyin ‘olduğu gibi’ olduğunu kabul edin ve hiçbir konuda “olumlu” ya da “olumsuz” diye bir yargıda bulunmayın.

Hayatınızın yargıcı olmak yerine, hayata dair yargısız bir gözlemci olun. Bu farkındalık düzeyi, hayatınızı daha güzel yaşamanızı sağlayacaktır. Bazı olaylar dışarıdan çok olumsuz gibi gözükebilir ama bir zaman sonra hayatınızda daha önceden açılmış olan o boşluğa yeni ve güzel bir şeyin geldiğini görürsünüz. Bilinmeyene karşı önyargısız ve yargısız kalabildiğinizde, şimdi ve gelecek için endişelenmeyi bıraktığınızda; istemediğiniz durumlar yerine, hayatınıza güzel olasılıkları çekebilirsiniz.

“Her şeyin ne olacağını görmemiz için günün sonuna kadar beklememiz gerekecek.”
Shakespeare

Büyük resmi görün, küçük ayrıntılara, tek bir noktaya ve kişilere takılıp kalmayın. Olaylara geniş bir perspektiften bakmayı öğrenin. Oynamış olduğunuz tüm kurban rollerinden, hiçbir bahaneye sığınmadan sıyrılın ve yaşamınızı tam bir farkındalıkla yaşayın. Yaşamınızın tüm sorumluluğunu alın. Unutmayın ki kendi seçtiğiniz şeyleri yaşadınız ve yaşamaya da devam ediyorsunuz. Bu yüzden geçmişinizden özgürleşin, gelecek için korku ya da kaygı duymayın. Her şeyden önemlisi şu an yaşıyorsunuz ve nefes alıyorsunuz. Bundan daha önemli ve daha iyi ne olabilir ki!

“Kaçmayı düşünmediğinde,
Beklemeyi artık unuttuğunda,
Geçmişe dönmeyip, geleceğe koşmadan
Nefes aldığın ‘şu anda’ kaldığında,
Her şey daha iyi olacak.
Anda kal, yüzleş ve yaşa!”
Figen Karaaslan


© 2018: Figen Karaaslan | Travel Theme by: D5 Creation | Powered by: WordPress